Ensar Vakfı?nın her hafta düzenlediği Ensar Buluşmaları?nda bu hafta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sn. Fikri IŞIK?Türkiye?nin Teknoloji Gündemi ve Hukuksuz Dinlemeler? konulu konferans verdi.


Bingöl Milletvekili Prof. Dr. Eşref TAŞ, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Durmuş YILMAZ,  THK Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünsal BAN, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin DOĞAN, TOBB ETÜ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necip CAMUŞCU, Bilim San. Tek. Bak. Müsteşar Yard. Hakan İlyas AYDOĞAN, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sn. Dr. Mustafa ÇÖPOĞLU, Bilim San. Tek. Bak. Sanayi Bölgeleri Genel Müdür V. Yaşar ÖZTÜRK, Bilim San. Tek. Bak. Destek Hizmetleri Dairesi Başkanı Recep Kemal AKYÜREK, Bilim San. Tek. Bak. Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Orhan EROĞLU,  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanı Sn. Kibar ALTUNAL, Aski 1. Hukuk Müşaviri Veysel Kazan, Bilim San. Tek. Bak. 1. Hukuk Müşaviri Ali KAZCI, ve çok sayıda bürokrat, akademisyen ve siyasetçi katıldığı konferans sonrasında konuğumuza Ensar Vakfı Ankara Şube Başkanı Avukat Ercan POYRAZ tarafından plaket takdim edildi.

Ensar Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Ercan POYRAZ?ın takdimi ile başlayan programda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Fikri IŞIK konuşmasına ;

Başkanımıza ve gelen konuklara teşekkür ederek başladı. Sonrasında, ?Biz çok köklü bir vakıf medeniyetiyiz bunu daha çok önemsemeliyiz. İnsanın önce nefsine sonra ailesine sonra yaşadığı şehre ve topluma ve daha sonra ülke insanına ve tüm insanlığa karşı sorumlulukları vardır.  İçinde yaşadığı toplumun hayrına çalışan Ensar Vakfını önemsiyorum ve yaptığı çalışmaları takdir ediyorum. 4+4+4 Eğitim Sistemine verdiği destek için teşekkürlerimi sunuyorum. Vakıf kültürünün önemli meseleleri edep meselesidir. Bizim medeniyetimizin temel meselesi budur. Bunu kaybettiğimizde olumsuz gidişatın da farkında olmalıyız.? Diyerek konuşmasına bir giriş yaptı.

Konuşmasına; ?Bugün yaşadığımız bu sürecin demokrasinin ve hukukun gelişmesi, milli iradenin tüm kurum ve kuruluşlarda hâkim olması, milli iradenin tüm fertler tarafından benimsenmesi açısından hayır getirmesini diliyorum. Ayrıca tabanda çalışan samimi, Allah rızası için hizmet eden kardeşlerimizin paralel yapıdan ayrışması, ülkesine ve milletine olan sorumluluk bilincini kaybetmemesini diliyorum. Yaşadığımız süreç ağır ve önemli bir süreç; toplumda herkesi çok üzdü. Asla gelinmemesi noktaya gelindi. Pek çok sıkıntıyı ülke gündeminden çıkaran, çok büyük işler yapan bir lidere ve onun kadrosuna operasyon yapılmasını anlayabilmek mümkün değil.? Diyerek devam etti.

Gizli gizli din eğitimi almaya çalıştığımız süreçten devletin resmi okullarında her isteyenin Kur?an-ı Kerim öğrenebildiği noktaya geldiğimizi belirten Sayın Bakan;  okuyamayan, başörtüsünü açmak zorunda kalan öğrencilerimizin istediği her üniversitede okuyabildiği hatta mezun olan başörtülü kardeşlerimizin devlette rahatlıkla çalışabildiği bir noktaya geldiğimizi, bu ülkenin başbakanına karşı, ben dindarım, Müslümanım diyen bir yapının böyle yapmasının anlaşılır olmadığını ancak komuta kontrol merkezi ve tabandaki samimilerin ayrımını yaparak, o fedakârlıkların bugün küresel güçlerin amaçlarına tahvil edilmesinin de asla kabul edilemeyeceğini belirtti ve demokrasi üzerindeki en sinsi operasyon başarısız oldu. Bu başarısızlıkla sonuçlanmış bir darbe sürecidir. Bu süreç sonunda da demokrasi kazanacak, 31 Mart ülkenin rutine dönme tarihidir, dedi.

Sayın Bakan, ?Bizim köklü bir medeniyetimiz var. Bu medeniyet, bugünkü bilim ve teknolojinin en temel gelişimine katkı sağlamış, ancak medeniyet tarihinde Batı Medeniyeti ve Bizans?a öncelik verilmiş Hint ve İslam Medeniyeti geri plana atılmıştır. İslam Medeniyetinin bilim ve teknolojinin en hızlı geliştiği dönem olduğunu çoğu kitapta göremeyiz. Ecdadımız duraklama dönemi yaşamasaydı, bilim ve teknoloji ileri safhaya giderdi ve bizler adam öldürmek için silah ve atom bombası üretmezdik.? Dedi.

1960?ta 27 Mayıs Darbesi olduğunda Güney Kore?de de darbe olmuştu. O zamanlar orada kişi başına düşen milli gelir 200 dolar Türkiye?de ise 560 dolardı. 2002 yılında Türkiyede 3.300 dolar seviyesine geldi. Güney Kore?de ise 17.000 dolar seviyesine geldi. Şimdilerde ise Güney Kore 35.000 dolarda biz ise 11.000 dolardayız, ne oldu da biz bu noktadayız? Aynı dönemde iki ülke de sanayileşme açısından gelişme gösteriyordu diyen Sayın Bakan, Necmettin ERBAKAN başbakanken bu süreci hızlandırmaya çalıştı aynı zamanda Güney Kore?deki devlet başkanı da bazı zengin ailelerin desteklenmesi ile yatırımlara başlamıştı. Ama ERBAKAN?ın seccadesiyle, takunyasıyla, tesbihiyle dalga geçilip itibarsızlaştırma çalışmaları yapılırken, Güney Kore? böyle şeyler olmuyordu, diye devam etti.

Konuşmasına, bu arada ülkemizin insanları hiçbir şey yapamayan insanlar değillerdi. 1930?da kendi uçağını yapmış ancak siyasi mülahazalarla bunu kullanmayı, üretmeyi ve ihracatını yapmayı engelleyen  iktidar  bu üretimin önünü açıp devlete destek verseydi Türkiye totalde hangi noktada olurdu siz düşünün, bugün bambaşka bir noktada olurduk. Son paralel operasyonu bu açıdan düşündüğümüzde, bizim düşmana ihtiyacımız yok.  Diye devam eden Sayın Bakan;

Biz yapabiliriz, yeter ki milletin arzusu ile devlet uzlaşsın. Artık fiyat üzerinden rekabet bitti, kalite üzerinden rekabet var. AR-Ge ve inovasyon çalışmalarına çok fazla kaynak ayırmıyoruz. Şu an ülkemizde 500 sanayi kuruluşunun sadece 68 tanesinde var. İhracatta hedefimiz 500,000 dolar ve gayri safi milli hasılatta hedefimiz ise, 1.000.000 dolar. Bunları düşük teknolojiyle yapamayız, yüksek teknolojiyi de bize vermiyorlar. Yapmamız gereken işletmelerin kalitesini artırmalı, teknoloji seviyemizi yükseltmeli, kendi  patent ve markalarımızı yapmalıyız. Diye ekledi.

AR-GE ve inovasyon çalışmalarımızı güçlendirmeli, bireysellikten çıkarmalıyız.

Teknokentlere ağırlık verip önemli noktalara geldik. 2008?de kanun çıkardık, 153 tane teknokent kuruldu. Bunları artırmalıyız.

Üniversite- kamu ve sanayi işbirliğini güçlendirmeliyiz, bu anlamda dünyada 4 gelişme kuşağı var ve biz çoğunlukla sadece eğitimin önemsendiği  1. Kuşaktayız. Kalan üniversiteler de eğitim ve araştırmanın önemsendiği 2. Kuşakta. Eğitim, araştırma  ve bilginin işlenmesini benimseyen 3. Kuşağa ve  disiplinler arası çalışmayı başaran 4. Kuşağa yükselmemiz lazım. Bunlarla ilgili hem üniversite hem de hükümette gayretler var. Sanayiler projeler yapsın, bizler de kamu olarak bunları destekleyelim.

En değerli şey eğitim sonra da bilim ve sanayidir. İslam dünyasının gerilemesinin nedeni, sosyal bilimlerin geliştirilmemesidir. İnsanı hedef alan sosyal bilimleri geliştirmeliyiz. Biz en büyük bütçeyi eğitime verdik, çok eleştirildik.

Etki değerlendirmelerine destek veriyoruz. Bakanlığımızda etki değerlendirme daire başkanlığı kurulacak. Artık göz kararı ile değil, milimetrik hesaplarla etki değerlendirilmesi yapılacak.

Son olarak, girişimcilik ruhunu, verimlilik kültürünü, çok okumayı çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Türkiye layık olduğu yere gelecek;  yeter ki iç çekişmelerden kurtulalım. Diyerek konuşmasını sona erdirdi.

Yapılan Soru Cevap Kısmının ardından Ensar Buluşmaları, Kur?an-ı Kerim tilavetiyle son buldu.

Konuğumuz Sn. Fikri IŞIK, konferans ardından yapılan kahve ikramı ile sonrasında vakıf yöneticileri ve siyasetçi, bürokratlardan oluşan misafirlerimizle beraber vakfımızda sohbet etti.

_1822482822014_