ENSAR BULUŞMALARI; İstanbul Üniversitesi Rektörü Sn. Prof. Dr. Yunus SÖYLET


_1426181422014_

Ensar Vakfı?nın her hafta düzenlediği Ensar Buluşmaları?nın bu hafta ki konuğu İstanbul Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Yunus SÖYLET  ?Eğitim Stratejileri ve Gelecek? konulu konferans verdi.

Ensar Vakfı Kurucularından İstanbul Milletvekili Feyzullah KIYIKLIK, Ensar Vakfı Ankara Şubesi İstişare Kurulu Üyesi Düzce Milletvekili Osman ÇAKIR, Manisa Milletvekili Selçuk ÖZDAĞ ve çok sayıda bürokrat, akademisyen ve siyasetçi katıldığı konferans sonrasında Sayın SÖYLET?e Ensar Vakfı Ankara Şube Başkanı Av. Ercan Poyraz tarafından plaket takdim edildi.

 Ensar Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Av. Ercan POYRAZ?ın takdimi ile başlayan programda İstanbul Üniversitesi Rektörü Yunus SÖYLET konuşmasına;

Konuşmasına, üniversitenin toplum için önemi ve toplum refahındaki yerinden bahsederek başladı. Bu bağlamda, üniversitelerin ilk kuruluşunu şu sözlerle ifade etti. ?Üniversite denen yapıyı ilk kez öğrenciler kurmuştur. Avrupa?da 1000?li yıllarda, öğrenciler iyi hocaları toplayıp, lonca teşkilatına benzer bir yapı kurmuşlardır. Bizde de Nizamiye Medresesi ve birçok medrese de lise eğitiminin yanında yükseköğrenim eğitimi de vermişlerdir. İslami yüksek öğrenim tarihinde Suffe medreselerinde yetişen birçok insan Endülüs?e gönderilmiştir. Daha sonra Bilginin ağırlığı korunarak, eğitim öğrencilerden hocaların kontrolüne geçmiştir.?

Eğitim öğretim tarihini şu dönemlere ayırdı: M.Ö 6000-M.S 1750 yılları arasında temel üretim alanı topraktır. Usta çırak şeklinde ilerleyen bir tarım eğitim sistemi vardı. 1750?den sonra 1950? ye kadar buhar makinesinin icadıyla ve sanayi toplumunun ortaya çıkmasıyla, maddi üretim devreye girdi. Üniversitelere teknolojik üretimde önemli görevler verildi. 1950?den sonra bilgisayarın icadıyla bilişim ve eğitim teknolojileri alanında bilginin gücü ön plana çıktı. O dönemde, dünyanın en güçlü 500 firmasının varlığının çoğu maddi Varlıktan oluşuyorken, şimdilerde ilk 500?ün varlığının yüzde 80?ini kıymetli bilgi ve insan oluşturuyor.

Sn. Söylet sözlerine ?Nitelikli insan kaynağını en çok yetiştiren kurumlar üniversitelerdir.  Eğer bir ülkenin üniversiteleri güçlüyse, bilgi üretiyorsa, o bilgiyi paylaşıyorsa, doğru aktarıyorsa, yetenekli insanları çok sayıda yetiştiriyorsa ve üretilen bilginin topluma dokunmasını sağlıyorsa, bilgiyi topluma ulaştırabiliyorsa işte o ülkeler hızla yükselir.? diyerek devam etti.

Bilgi toplumunda üniversitelerin rolü önemli olduğuna değinen Sn. Rektör, ?bizim gibi ülkeler,  konjonktürel ve çok emek sarf edilerek geldiği bu noktada, sıçramaya hazır, azimli ülke olarak toplumun kalkınmasını devreye sokmak zorundadır.? dedi.

Üniversiteler ve toplum arasındaki ilişkiden bahseden Sn. Söylet Fildişi kulelerimizden inip, toplumla bütünleşip, akademik ve bilimsel gücümüzü toplum ve dünya hizmetine sunmak zorunda olunduğunu söyledi.

Sn Söylet konuşmasını şu şekilde sürdürdü;

Nitelikli insan eğitimi hiçbir zaman olmadığı kadar önem kazanmıştır, yeni fikirler ve bu fikirlerin ürüne dönüştürülmesi (İnovasyon) süreci çok önemlidir. Bizim tam da icatçılık yapmamız gereken  dönemdir.  Ülke olarak geçmişten bu yana değerler ve insanlarımız varken, çok iyi araştırmaların yapıldığı ve toplumla bütünleştiği icatçılık yapılması gereken bir dönemdeyiz.

Üniversiteler, toplumdaki hissettirilen gücün ideolojik aygıtı olarak kullanılırsa bu hataya tekrar düşülürse, üniversitelerde en farklı  fikirlerin dahi rahatça ifade edildiği, paylaşıldığı,araştırıldığı ortamlardan çıkarsak, ideolojik enstrüman olarak kullanmaya devam edersek,  eskiden ne ürettiysek yine onu üretiriz.

Her toplumun belli oranını yüksek öğretimle kalifiye hale getirme mecburiyeti vardır. Bizim ülkemizin de böyle mecburiyeti vardır.  Her ilde sadece kantite değil kalite olarak değerini yükseltebileceğimiz üniversitelere ihtiyaç vardır. Artık üniversiteler 18-24 yaş grubunun eğitileceği kurumlar değil, her yaş grubunun  eğitildiği yerler olmalıdır. Buna yaşam boyu eğitim denir. Bu bilgi çağının en önemli özelliğidir.  Diğeri ise  kitle eğitimidir. Yani yükseköğretim çağına gelmiş ama mesleki eğitimle mesleğe yönelmediyse, mesleki eğitimden faydalanmak isteyen herkesin faydalanmasını sağlamak zorundayız. Hayat boyu öğrenim ile  de bilgi, beceri ve yeteneği artırmak durumundadır. Niceliği artırırken niteliği de artırmamız gerekiyor.  YÖK?te bulunduğum süreçte çalışmalar yapıyorduk, çalışmalar ciddi şekilde devam ediyor bunlar İnşallah niteliği artırmamızda da faydalı olur.

Klasik yüksek öğrenim grubunun niteliği bizden farklı, Web Generation dediğimiz bir grup var. Onlar klasik eğitim yöntemlerinden çok çabuk sıkılıyorlar. Yeni eğitim metodları geliştirmeliyiz.

Yüksek öğretim bu dinamizde sadece eğitim ve öğretim değil, patentlenebilir fikri mülkiyet hakları alınmış yenilikçiliğinde de üniversitelerde üretilen bilgi  toplum ve sanayinin hizmetine sunulur.  Üniversiteler bir ürün oluşturabilseler de bunu yaygınlaştırabilme imkanına sahip değillerdir. Devlet, kolaylaştırıcı mevzuatla ve Ar-Ge? yi destekleyerek,  üniversite, kamu ve sanayi üçlüsünü oluşturmalıdır.

Son olarak yüksek öğrenim sistemimizde girişimcilik anlayışın gelişmesi gerektiğini, girişimci üniversitelerde , girişimci mezunlar olmamız gerektiğini söyleyerek sözlerine son verdi.  

Yapılan Soru Cevap Kısmının ardından Ensar Buluşmaları, Kur?an-ı Kerim tilavetiyle son buldu.

Konuğumuz Sn. Söylet, konferans ardından yapılan kahve ikramı ile sonrasında vakıf yöneticileri ve siyasetçi, bürokratlardan oluşan misafirlerimizle beraber sohbet etti.

 _142861422014_