Ensar Buluşmaları?nda bu hafta TİKA Başkanı Dr. Serdar ÇAM ?Kamu Diplomasisi ve TİKA? konulu konferans verdi


Tapu Kadastro Genel Müdürü Davut GÜNEY, TPIC Başkanı Mithat CANSIZ, TİKA Başkan Yardımcısı Süreyya POLAT, Merkez Bankası E Başkanı ve Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Durmuş YILMAZ, Kamu Güvenliği Müsteşarlığı 1. Hukuk Müşaviri Dr. Ahmet ULUTAŞ, Başbakanlık Halkla İlişkiler Daire Başkanı Murat BERKSOY, Kültür Bakanlığı Tanıtım Genel Müdür Yardımcısı Selami YILDIZ, Müsiad Ankara Kurucu Başkanı Hüdaverdi ÇAKIR 23. Dönem Uşak milletvekili Nuri USLU, Ankara Büyükşehir Belediyesi Ekonomistleri Selim TAHİROĞLU, Yahya ŞANLIER, Murat AKYOL ve çok sayıda bürokrat, akademisyen ve siyasetçi katıldığı konferans sonrasında konuğumuza Ensar Vakfı Ankara Şube Başkanı Avukat Ercan POYRAZ tarafından plaket takdim edildi. TİKA Başkanı Sn. Serdar Çam da günün anısına Başkanımıza hediye takdiminde bulundu.

Ensar Vakfı Ankara Şubesi Başkanı Av. Ercan POYRAZ?ın takdimi ile başlayan programda TİKA Başkanı Sayın Dr. Serdar ÇAM konuşmasına;

            Kalkınma yardımlarının tarihçesinden bahsederek başladı. Kalkınma yardımları resmi olarak, 2. Dünya Savaşı'ndan sonra çeşitli kuruluşların kurduğu sistemlerle başladı, Marshall yardımları buna örnektir. Kalkınma yardımlarının uluslararası boyutu da vardır. Başta OECD ve BM'nin bünyesinde olmak üzere bu konuda çalışan pek çok alt kuruluş bulunmaktadır dedikten sonra TİKA' nın kuruluş sürecinden şu sözlerle bahsetti: " TİKA 1992'de Orta Asya Türk Cumhuriyetleri'nin desteklenmesi, bağımsızlıklarına kavuşabilmesi için Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan gibi ülkelerde faaliyet gösterdi sonra, Balkanlar, Kuzey Afrika, Orta Doğu'ya yayıldı. Şu anda 30'u aşkın ülkede ofisimiz, 110 ülkede projelerimiz var. Türkiye paralelinde TİKA da gelişiyor, önceden kalkınma ajansı iken, şu anda koordinasyon ajansı oldu, böylelikle tepeden bakışı ifade eden kalkındırma ibaresini kaldırmış olduk ve pek çok ülkeden bu konu dolayısıyla tebrik aldık. TİKA, açlık, işsizlik, ekonomik yetersizlik, sağlık, tarım, teknik işbirliği konularında faaliyet göstermektedir." diyerek sözlerine devam etti.

            Türkiye'nin dış yardımlarda diğer ülkelerden önemli farklılıkları olduğundan  bahseden Sn ÇAM konuşmasının devamında;

 "Türkiye dış yardımlarda önemli farklılıklar ortaya koydu. Türkiye'yi rol model alan ciddi sayıda gelişmiş ülkeler var. Bu farklılıklarla Türk tipi yardım modeli oluştu. Bu model çeşitli makalelere konu oldu, ekonomik ve akademik toplantılarda Türkiye'den tavsiye ve telkin alındı.Temel farkımız, ilk olarak faaliyette bulunmuş olduğumuz coğrafya bizim geçmişimiz, yakın hissettiğimiz bölgeler ve tarihsel bağımız var oralarda kendimizi mutlu, huzurlu hissediyoruz. Pek çok ülke için bu böyle değil. Onlar bu bölgelere farklı bir gezegene gider gibi gidiyorlar, biz yabancı bir yere gittiğimizi düşünmüyoruz. Bizde dertlenme ve heyecan var. Belki de başkalarını projeleriyle ilgilenip onları destekleyen dünyadaki tek kuruluş. Biz, talepleri talep olarak değerlendirip birkaç hafta içinde hemen projeye dökebiliyoruz.

Diğer  farkımız; samimiyetimiz. Yardım yapıyorsun aynı zamanda ülkeyi nasıl geliştirebilirim diye kaygılanıyorsun.

Diğer farkımız; verimlilik. Proje faaliyetlerinin sadece %10?u yönetim ve idari giderlere ayrılıyor. Binde 1 ila binde 5 arası maliyet çıkar ve geri kalan kısım, ihtiyaç sahiplerine iletilir.

Bir diğer farkımız; esneklik ve kuşatıcılık; masa başı çalışma yapmayıp talep odaklı çalışıyoruz. Diğer ülkelerde bir proje 1,5 yılda tamamlanırken biz birkaç haftada proje geliştirebiliyoruz. Bu da gücümüze güç katıyor.

Biz, vakıf kültüründen gelen bir milletiz. TİKA da bu kültürün devamıdır. Vakıf medeniyeti almak üzerine değil verme üzerine kuruludur.

Bizim görünürlük endişemiz yok, bizim insanımız, vakıflarımız, devletin ilgili kuruluşları cesaretle ihtiyaçları giderip, hizmet üretip sessiz sedasız geri döner, ?Sağ elin verdiğini sol el görmez.?  Devlet olarak anlatmak tabi ki lazım, çok şükür ki ahlaki süreçte devlet anlayışımız var.

Biz empati kurarak bu işi yapıyoruz, kendi coğrafyamıza yaklaşırken üstenci bakmıyoruz. Çünkü, Türkiye de çok kısa önce alan ülke konumundaydı.

Bizim çıkar anlayışımız yok. Bazı ülkeler utanmadan 1 $ koyup karşılığında ne kazanırım hesabı yapıyor ama biz TİKA olarak, yapmıyoruz. Eğer böyle bir hesabımız olsaydı Başbakan 2011?de 3 uçakla Somali?ye gitmezdi; Batı Afrika?ya Mali?ye petrolün bol olduğu yerlere giderdi.

Çok şükür paramız var ki harcıyoruz. Güçlü ekonomimiz, Merkez Bankamız var ve biz durumu dengeliyoruz. Diğer bir güçlü ayak da devlet yapısı; bilgi, mevzuat ve yasalarla oluşturduğumuz tecrübelerimiz var. TİKA?nın arkasında maddi manevi muazzam bir güç var. Bu güç millet ve devlettir. TİKA bir bebeğin anne karnından ölümüne kadar olan her süreçte yer alıyor.

Biz TİKA olarak ülke içinde ve dışında birçok kurum ve kuruluşla işbirliği içerisindeyiz.

Kaşıkla verip kepçeyle almak niyetinde değiliz. Bizim sahadaki 100 bin dolarımız başkalarının 1 Milyon doları kadar. Bu çalışmalar sadece şahıslarla değil, şühedanın, evliyanın, enbiyanın, mirasımızın, hatıramızın sunduğu fırsatlar. Geçmişte ecdadımızın yolundan buraya yardıma gittiğimiz için bize teşekkür ettiler. Bizlere söz verdiklerinde çözüm olmayacak noktaları değil somut olarak projeler ortaya koyuyoruz. Gelişmekte olan ülkeler 40-50 yıl öncesi gibi değil. Onların milli duyguları da var ve ekonomik, siyasi olarak gelişmek istiyorlar. Kapasite artırım konusunda da çok ilerlemişler.

Yeni bir süreç var, ülkemiz nehir yatağında yüksek debilerle akmakta devam ediyor. Sıkıntılar yaşasa bile varacağı nokta, tarihinde kaldığı noktadan devam etmesini sağlayacak.

TİKA gibi kuruluşların ayrı bir misyonu var. Toplumlar kendi ayaklarının üzerinde durmalı, hangi alanda çalışıyorsa kendi ihtiyaçlarını görebilecek çalışmalar yapmalıdır. TİKA devletlerin ve milletlerin her alanda özgürleşmesini diliyor. Karınca kararınca bizim yapmaya çalıştığımız, model alınabilecek bir ışık yakalayabilmek, doğru yolları diğer ülkelere göstermektir. Bundan rahatsız olan, Türkiye?nin buralardan çekilmesini isteyen güç odakları var.

Türkiye, artık, Orta Amerika?daki Belize?den Avusturalya?daki Vanatu adasına kadar her yerde hizmet etmektedir. Biz, ufak yardımla, çok büyük miktarda kamu diplomasisi sağladık. Kamu diplomasisi 2 şekilde olur:  Devletten devlete ve devletten halka doğru.  Ecdad yadigarı eserleri yok olmaktan kurtarmak için pek çok cami, yol, hamam yapılıyor ve devletin gücü nispetinde de devam edecek. Gazze, Irak, Suriye, Ürdün, Pakistan, Somali, Azerbaycan, Filistin, Irak, Bosna Hersek, Sırbistan, Makedonya, Gürcistan, Haiti olumlu tepkiler aldığımız ülkelerden sadece bir kaçı. Bazı zorluklar yaşanıyor ama Türkiye buna rağmen bambaşka bir süreçte akıp gidiyor. TİKA herkesi kapsayan bir yapıda. Herkesin doğrudan ya da dolaylı katkısının bulunduğu bir yapıdır diyerek sözlerine son verdi.

Yapılan Soru Cevap Kısmının ardından Ensar Buluşmaları, Kur?an-ı Kerim tilavetiyle son buldu.

Konuğumuz Sn. Serdar ÇAM, konferans ardından yapılan kahve ikramı ile sonrasında vakıf yöneticileri ve siyasetçi, bürokratlardan oluşan misafirlerimizle beraber sohbet etti.

 _1822372022014_