Uluslararası Yüksek Din Öğretimi Kongresi


Grand Cevahir Otel Kongre Merkezinde Ensar Vakfı Değerler Eğitimi Merkezi, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Yüksek Din Öğretim Kongresine Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Diyanet İşler Başkanı Ali Erbaş, Ensar Vakfı Genel Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Şinasi Gündüz’ün yanı sıra çok sayıda din adamı, akademisyen ve davetli katıldı. 

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ’’Bugün Müslümanlar pek çok sorunla karşı karşıya. Müslümanlar hakkında çok ciddi mühendislikler yapılıyor. Mühendisliği İslam düşmanları yapıyor. Onların taşeronluğunu da Müslümanlar maalesef içinden bazıları yapıyor. Bizim İslam’a ve Müslümanlara dönük bu kirli mühendislikler karşısında hepimizin pür dikkat olması ve uyanık olması gerekir. Burada da en önce yüksek dini öğretim veren kurumlarımızdaki İslam alimlerinin, bilim insanlarının milletin önünde olması ve doğru bilgiyle aydınlatması gerekir. Pek çok tartışma yaşıyoruz. Son günlerde ılımlı İslam diye bir mühendislik projesi yeniden gündeme taşındı. Kirli bir mühendislik hareketiyle Müslümanları, ılımlı Müslüman, ılımlı olmayan Müslüman, radikal Müslüman, radikal olmayan Müslüman gibi kendi içinde pek çok ayrıma tabi tutuyorlar. İslam, İslam’dır. Müslüman, Müslüman’dır. İslamın müdafi ve muhafızı Cenab-ı Allah’tır. Onun dışında müdafi ve muhafızı samimi olsaydı, Müslümanlar bu halde olmazdı.’’ ifadelerini kullandı. 

 

Mezhep ayrımcılığıyla Müslümanların birbirlerine düşürüldüğüne dikkat çeken Bozdağ, ’’Mezhep fitnesinden Müslümanlar halen ağlıyor, halen kanı akıyor. Halen terör, halen şiddet var. İslam dünyasının arasına fitne sokmaya çalışıyorlar. Bizim vazifemiz oynanan küresel oyunu deşifre etmektir. Müslümanları A mezhebinden, B mezhebinden diye birbirine hasım yapmak, birbirine düşman etmek, birbirine öldürtmek isteyenleri deşifre etmektir. Diyorum ki; İslam alimleri bunu söylemeyi siyasetçilere söylemeyi bırakmamalı. İlahiyat Fakülteleri bunu söylemeyi siyasetçilere bırakmamalıdır. Eğer biz bunu söylemek zorunda kalıyorsak, o zaman büyük bir eksikliğin, büyük bir sıkıntının içerisindeyiz demektir. Terör İslam dünyasının dört bir yanında can almaya devam ediyor. İslami, sünneti, Kuran-ı istismar eden terör örgütleri yaptıkları teröre, yaptıkları şiddete, vahşete ve canavarlığa Kuran ve sünnetten destek bulup insanları etrafına toplayabiliyorlar. Bu teröristleri, dini istismar eden terör örgütleri karşısında sesini yükselip kim etkisiz hale getirebilir. Sadece güvenlik güçleri bunu başarabilir mi? Başaramaz. Bunların yanında İslam alimleri terör, şiddet karşısında ki İslam’ın o muhteşem duruşunu ortaya koymasına hepimizin çok ihtiyacı var. DEAŞ denen terör örgütü kendisine İslamın simgelerini bayrak yapıp bu kadar insanın kanına giriyor ve bunun karşısında biz sesimizi yükseltemiyoruz. El-Kaide denen terör örgütü aynısı, Boko Haram terör örgütü aynısı, El-Nusra terör örgütü aynısı, FETÖ terör örgütü aynısı. Ellerine silah almışlar yan camideki kardeşini öldürüyor. Bunun adına da cihat diyorlar, bunun adına da kendini cennete götürecek amel diyorlar. Bütün bu terör örgütleri İslam’a en büyük düşmanlığı yapmaktadırlar.’’ şeklinde konuştu. 

 

 

Dinin doğru şekilde öğretilmesinin önemine dikkat çeken Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, ’’Bugün Batı’da ve dünyanın dört bir yanında Müslümanların neredeyse tamamına katil gözüyle bakan bir hastalıklı anlayış buradan güç buluyor. Onun için İlahiyat Fakültelerimize, Yüksek Din Öğretimi veren kurumlarımıza gerçekten büyük vazifeler düşüyor. Bugün bu teröristlerin ortaya koyduğu vahşetten bunlara destek verenler, içinde olanlar, bunları yönetenler, kullananlar elbette birinci derecede asli sorumludur. Ama biz siyasetçilerde bundan sorumluyuz. İlahiyat Fakültesinin öğretim üyeleri de bundan sorumludur. Diyanet İşleri Başkanlığının başkanı da dahil müftüleri, vaizleri, imam hatipleri de bundan sorumludur. Hepimiz bundan ortak bir manevi mesuliyetimiz var. Bu sorumluluktan kurtulmamızın yolu bu dinin doğru öğretilmesi ve eğitimi konusunda görevli olan gerçekten ilim insanlarıdır.’’ diye konuştu.

 

 

Ensar Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı İsmail Cenk Dilberoğlu ise vakfın kurulduğu 1979'dan bu yana din eğitimini kendine ulvi bir amaç edinip, çeşitli çalışmalar yürüttüğünü belirterek, şunları söyledi:

 

 

"İnsanımızın milli ve manevi değerlerinin zenginleştirilmesi, dindar bir nesil yetiştirilmesiyle ilgili A'dan Z'ye tüm müktesabatıyla ilköğretimden yükseköğretime kadar çeşitli projeler, seminerler, konferanslar yapıyor. Bu amaçla kurulmuş Değerler Eğitim Merkezimiz bünyesinde din eğitiminin 7'den 70'e akademik ve pratik anlamda insanımıza en doğru şekilde nasıl verilebileceğine dair hocalarımızın gözetiminde ilmi çalışmalar tertip ediliyor yaklaşık 10 yıldır." 

 

Kongre 18 Kasım Cumartesi günü sona erecek. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Haberin Galerisi